KÖŞE YAZARLARI

KİTAP VE ŞİİR ÜZERİNE

    Kitap okumak, çok ihmal ettiğimiz bir konu. Hiç ciddiye almıyoruz. Bir türlü okuma alışkanlığını, kitap tutkusunu gerçekleştiremedik. Gelişmiş ülkeler bu meselelerini halletmişler.

   Bizler, okul öncesi eğitimde çok geç kaldığımız için, bu yaşlarda kitapla tanıştırma ve ilkokul yıllarında da okuma alışkanlığı kazandırma konusunda başarılı olamadık.

    Alışkanlık kazandırarak tutku haline getirmek, eğitimdeki amacımızı gerçekleştirmemize çok büyük katkı sağlayacaktır.

   Gerçekten de kitabın eğitimde yeri ve önemi çok farklıdır. Öğrenmeyi hızlandırması ve kolaylaştırması açısından da çok faydalıdır.

   Yıllardır, öğrencilerime bu konuyu ihmal etmemeleri gerektiğini söyledim. Sınavlara girecek öğrencilerime, “kitap okumayı ihmal etmezseniz, edebiyat sorularının yarısından fazlasını, diğer derslerin de yarısına yakınını çözmüş olursunuz. Çünkü, kitap okumak anlama, kavrama, yorumlama gücünüzü geliştirir. Özellikle paragraf sorularını rahat anlar, kolay cevap verirsiniz...” şeklinde tavsiyelerim olmuştur. Günlük hayatta da pek çok faydası vardır. Yeni bilgiler edinmek başta olmak üzere, anlama ve anlatım dünyamızı geliştirmesi, kelime hazinemizi zenginleştirmesi, kendimizi ifade etme becerisi kazandırması, kendimize güven duygumuzun oluşması... gibi pek çok faydasını söylememiz mümkündür.

   Kitap, sevimli ve samimi bir arkadaştır. Güvenilecek bir dosttur.

   Sevgili gençler, parmaklarınızı telefonun tuşlarından kurtarıp da, kitabın tozlu sayfalarını çevirmeye başladığınız zaman kendinizi bir başka alemde hissedeceksiniz.

    Edebiyat eleştirmeni Mehmet Kaplan, Peyami Safa'nın, 9. Hariciye Koğuşu romanının tahlilinde, “okumaya başladığınızda kendinizi hastanede sanırsınız, burnunuza ilaç kokuları gelmeye başlar” diyor.

   Bu kadar etkili olan kitaplar bize hayatı ve yaşamayı öğretir, hedeflerimize yönlendirir.

   Bir kitap, dünyadan daha büyüktür, çünkü küçük olan maddi yapısına, çok geniş olan düşünce dünyasını sığdırmıştır.

   Mutluluğu pek çok yerde ararız ancak, küçük bir kitaptaki büyük mutluluğu başka yerde bulamayız.

   Dünyada, aynı kitabı okuyan iki kişi yoktur, çünkü anlayışlar, duygu ve düşünceler farklıdır.

   Güzel bir kitap, hissettiğimiz sıcaklığı ile içimizde donmuş duygularımızı eritir.

   Kitap, tadına doyamayacağımız binbir çeşitli meyve veren ağaçtır.

   Her kitapta, avuçlarımızın içinde tuttuğumuz dünyamız, hayallerimiz vardır.

   Kitap, ilk sayfasıyla umutla açılan, son sayfasıyla kazançla kapanan bir hazinedir.

   Kitaplar ruhun ilacıdır, aklın tedavi yerleridir.

   Fikrin ve zekanın evlatlarıdır. Gerçeğin aynasıdır. Medeniyete yol gösteren ışıklardır.

   Kitap, oda süsü, kitaplık örtüsü değildir, medeni insanın günlük ekmeği, yüreğinin nefesidir.                               Güneş, dünya için ne ise, kitap da insan için aynıdır.

   Kitaptan daha iyi yoldaşlık edebilecek bir başkası yoktur. Son sayfayı çevirirken üzülüyorsanız, arkadaşınız olan kitaptan ayrılmanın sıkıntısını yaşıyorsunuz demektir.

   Aynı zamanda, sayfayı çevirmekle kapağını kapatmak arasında kalınan süre, insanın en mutlu olduğu zaman dilimidir.    

   Kitap, dert ortağıdır; gözümüzü açar, gönlümüzü ferahlatır, içimizi rahatlatır.

   Her şey biter, kaybolur ancak, kitaplar hiçbir zaman yok olmazlar.

   İnsanın en samimi tek dostu kitaplardır, tek düşmanı ise, kitap okumayan cahil dostlarıdır.                      Çocuklarımızın ufkunu geliştirecek pek çok şey vardır, bunların en önemlisi ve etkilisi kitap sevgisidir.

   Kitap okumak için pek çok kampanyalar başlatıldı, programlar düzenlendi. Ancak, tutmadı ve amacına ulaşmadı. “Altyapısı, amacının anlaşılması, anlamının önemi” konularında eksiklikler giderilemedi. Teşvik etmek yavan kaldı.

   Ben de, kitap yazan birisi olarak, “kitap karın doyurmaz, gönül doyurur.” diyorum.

   Böyle olmasına rağmen, "Şiirin Akşam Vakti" isimli kitabımı, büyük bir cesaret örneği göstererek okumaya teşvik etmek, kitabı sevdirmek ve şiire ilgi gösterilmesini sağlamak amacıyla yayınlamış bulunmaktayım.

   “Kitabın ticari reklamı olmaz” diyerek şiirlerimin çok beğenildiğini, bestelenmek istenildiğini; Bursa yerel basınında, köşe yazılarında ve sosyal medyada yer alması, şiire ilgi, sevgi ve teşvik olması yönü ile sevindirici olduğunu belirtmek istiyorum. Çünkü şiir; duygu ve düşüncelerin yıldızlar kadar çok ve parlak bir coşkunluğun ifadesidir. Hayatın dantel gibi desen desen, nakış nakış anlatılmasıdır. Söz sanatı ile, ruh ve hayal aleminin, duygu ve düşünce dünyasının süslenmesidir. Şiir; çıplak ayakla çamurda, kumsalda yürümek kadar zevkli ve sevimlidir. Şiir; tabiatın harikulade manzaralarından oluşan tablolarını bile gölgede bırakacak kadar şaheser bir sanattır. Şiir; insanı aynadan daha iyi, daha net, daha parlak ve daha gerçek gösterme vesilesidir. Şiir; ilgi ve sevginin, özel ve güzel tarifidir. Renkli, canlı, sıcak, samimi ve sevimli yaşamanın sebebidir.

    Destan ruhu olan, sözlerini şiirle anlatan bir milletin mensubu olarak eksikliğini ve zayıflığını hissettiğimiz konularda da "varız" dememiz gerekmektedir. Necip Fazıl, Abdurrahim Karakoç, Arif Nihat Asya, Faruk Nafız Çamlıbel, Orhan Şaik Gökyay... gibi daha nice değerlerimiz, şiir sanatının temsilcileri olarak bizlere şiiri sevdirmişlerdir. Edebiyat eleştirmeni Mehmet Kaplan, Necip Fazıl için, "Bir mısrasında, bir beyitinde, bir kıtasında, bir şiirinde anlatmak istediklerini, bir başkası kitap yazsa anlatamaz" demektedir. Gerçekten de öyledir. Şiir, bir söz sanatıdır. . Abdurrahim Karakoç'un, Mihriban şiirindeki, "Lambada titreyen alev üşüyor" mısrasındaki anlamın ağırlığına ve şiir sanatına dikkatinizi çekmek isterim.

   Şiir tadında günler yaşamanızı dilerim. “Kitapsız yaşamak kör, sağır, dilsiz yaşamaktır.” Gerçekleri görmenizi, duymanızı ve konuşmanızı temenni ederim.

 

 



  

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR