KÖŞE YAZARLARI

DÜNYA ŞAMPİYONU TEKVANDOCUMUZ SPONSOR DESTEĞİ BEKLİYOR

Bursa spor tarihinin olimpik kategorilerdeki en büyük başarısının sahibi tekvandocu Hatice Kübra İlgün’le dolu dolu bir söyleşi yaptık.

‘Haziran 2017’de Güney Kore’deki Dünya Şampiyonası’nda ikincilik kürsüsüne çıkan Hatice Kübra İlgün, 3 ay sonra bu kez Taipei’de yapılan Dünya Üniversiteler Yaz Olimpiyatlarında yenildiği Koreliyi dize getirip hem rövanşı aldı, hem de altın madalyayı boynuna taktı.’

‘Medyanın pek ilgilenmediği, özel sektör desteğinin neredeyse hiç olmadığı bir sporla uğraşsa da yaşadığı dezavantajların hiçbirisi Kübra’yı yıldırmamış. Şimdi yeni hedefi, 2020’de Tokyo’da yapılacak Yaz Olimpiyatları’nda şampiyon olup, kariyerine yeni bir altın sayfa eklemek.’

‘Bursa’da idman yaptığımız okul, yaz ayları para kazanmak için müdürlük tarafından düğünlere kiraya veriliyor. Bu çok gücüme gidiyor. Sporu çok seven Bursa BŞB Başkanı Recep Altepe bir salon da bizim için yaparsa seviniriz. 300’e yakın sporcumuzla birlikte zor durumda bırakıldık. Üstelik servisimizi de kaldırdılar. Bu ayıp Bursa’ya hiç yakışmıyor!’

‘Tekvandocu olmasaydım kesinlikle futbolcu olurdum, hem de iyi oynardım. Çünkü futbolu çok seviyorum. Voleybol, basketbolu da ayırt etmeksizin takip ederim. Maçlardan evde oturmaya zamanım yok. O bakımdan ev işleriyle yemek yapmayı hiç sevmem. Canım anneciğim sağ olsun. Bu sporla tanışıp, sevmemi sağlayan antrenörüm Fikret Temoçin benim için çok özel bir insandır. İyi ki onu tanımışım.’ 

Hatice Kübra İlgün’ün 24 yaşa sığdırdığı başarı öyküsünün sadece kendi özeli için değil, Bursa sporunun tarihçesi adına da büyük değeri var.

İlgün birçoğumuzun belleğinde sadece isim olarak anlam ifade eden oldukça aykırı bir spor dalının, tekvandonun uluslararası kariyere sahip altın madalyalı kraliçesi.

Şimdi bu satırlardan ‘tekvando’ nedir diye soracak olsam; kelime olarak belki birkaç cümle ifade edenler çıkabilir de sırf bu spor için salona gidip izleme zahmetinde bulunan meraklı sayısı kalıbımı basarım bir elin parmağını geçmez!

Hatice Kübra İlgün, 2017 Haziran’ında Güney Kore’nin Muju kentinde düzenlenen Dünya Tekvando Şampiyonası’nda bayanlar 57 kiloda gümüş madalya kazanarak duyurmuş ilk önce sesini.

Öncesinde elde ettiği Avrupa ve Türkiye şampiyonlukları; organizasyon bir tık atlayıp, ‘dünya’ kelimesiyle özdeşleşince, nicelik olarak değer kaybetmese de nitelik ön plana çıkınca ‘dünya ikincisi olmanın’ yaşattığı gurur, eskilerin üzerini örtmüş biraz, eh o kadar da olsun artık!

Hatice, haziranda yenildiği Koreli Al Reum Lee’den rövanşı almak için kolladığı fırsatı, ağustos ayı içinde Tayvan’ın başkenti Taipei’de yapılan 2017 Dünya Üniversiteler Yaz Olimpiyatları’nda yakalayıp bu kez işi şansa bırakmamış.

3 ay içinde kilosunda önce dünya ikincisi, hemen arkasından dünya şampiyonu olmak tekvando sporunda pek rastlanılan bir başarı skalası değil; zaten kendisiyle birlikte medyamıza konuk olan antrenörü Fikret Temoçin de aynı gerçeğin altını çiziverdi biz sormadan.

‘Diğer spor branşlarına bir saygısızlık ya da küçümseme gibi algılanmasın ama antrenörü olmakla gurur duyduğum Hatice Kübra İlgün, Taipei’de performansını taçlandıran altın madalyasının getirdiği katkıyla, Bursa spor tarihinin olimpik kategoride elde edilmiş en büyük başarısının sahibi konumunda.’

Kübra İlgün, Muju’daki ikinciliğiyle 2020 Tokyo Olimpiyatları için zorunlu olan kotaya 72 puan eklemiş ki, geriye de bir şey kalmıyor zaten; bir iki turnuvada elde edeceği birinciliklerle Tokyo’nun kapıları eninde sonunda ardına kadar açılacak gibi duruyor.

Önce Hatice Kübra İlgün kimdir. Seni tanıtarak başlayalım söyleşimize…

“1993 Kars Arpaçay doğumluyum. Rahmetli babamın Askerlik Şubesi’ndeki memuriyeti nedeniyle 7 yaşında Bursa’ya taşındık. 4 kardeşiz. İki ablam evli. Benden küçük bir erkek kardeşim var. Halen Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Bu yıl son senem gibi görünüyorsa da sporla birlikte eğitimi sürdürmek pek öyle kolay değil. Mezuniyet uzayacak gibi!..”

Bayanlar genelde voleybol, basketbol, hentbol gibi profesyonel önceliği olan para getirisi yüksek sporlara ya da yüzme, atletizme yönelir. Sende tekvando aşkı nasıl alevlendi?

“Hocam Fikret Temoçin sağ olsun, beni kolumdan bir tuttu, 12 yıldır onunla birlikte yürümeye devam ediyorum. Şükrü Şankaya Okulu’nda 7. öğrencisiydim. Bir gün tekvando sporuna seçme yapılacağını söylediler.

Hiç aklımdan geçmese de şansımı denemek istedim. O yıllarda zayıf bir çocuktum. Gelişimime katkısı olur diye düşündüm. Daha önemlisi Temoçin Hocam’la karşılaşmam yaşamımda dönüm noktası oldu diyebilirim. Etkilenince bir daha bırakamadım.”

Ne gibi zorlukları var yaptığın sporun. Biraz da onu konuşalım

“Kuralları katı bir spor ve çok sık olarak sakatlanma riski mevcut. Kendine iyi bakarsan, mindere dönme şansın da o kadar çabuk oluyor. Tekvando bu sporu yapana inanılmaz bir kondisyon takviyesi sağlıyor. Bir süre sonra çektiğin acını bile unutuyorsun.”

Bu sporla ilgili çalışma koşulları bildiğim kadar oldukça zorlu ve yoğun bir idman programın var.

“Aynen öyle. Haftada 6 gün bir gün tek, bir gün çift idman yaparak şampiyonalara hazırlanıyoruz. Çift idman olduğu günlerde 4 saat çalıştığımız oluyor. Yorucu olduğu kadar yıpratıcı da.  Bir süre sonra alışınca bünyeniz bu çalışma temposunu kaldırıyor. Pazar günleri off yani izinliyiz. O bir günde de dinlenip, kendimi toparlıyorum.”

Peki tekvando dışında ilgi duyduğun başka spor dalları var mı? Örneğin bu sporu seçmeseydin, tercihini nereye yapardın?

“Futbol izlemeyi de oynamayı da çok severim. İlk başlarda futbolcu olmaya çok yaklaşmıştım ama son anda direkten döndüm. Hentbol, basketbol, voleybolun da izleyici bazında yakın takipçisiyim. Tekvandocu olmasaydı bunlardan birisini seçer ve kendi kriterlerime göre başarılı da olurdum.”

Gelelim yerel ve uluslararası bazdaki başarılarına. Bir seceresini çıkar da bilmeyenler varsa öğrensin.

“Önce içeriden başlayayım. Kilomda 10 Türkiye şampiyonluğum bulunuyor. 2013’te önce Avrupa üçüncüsü oldum, ardından Mersin’de yapılan Akdeniz Oyunları’nda gümüş madalya kazandım. Bu yıl içinde de önce dünya şampiyonasında ikinci oldum, hemen sonrasında Üniversiteler Dünya Yaz Olimpiyatları’nda şampiyonluk sevinci yaşadım.”

Şimdi sırada 2020 Tokyo Olimpiyatları var. Kazanılmamış tek madalyan olimpiyatlar an itibarıyla.

“En büyük arzum Tokyo’da altın madalyayı boynuma geçirip, kariyerimi olimpiyat başarısıyla taçlandırmak. Bunun için de puan toplayıp, barajı geçmem gerekiyor. Grand prix’lerle özel turnuvalara katılıp, elde edeceğim derecelerin getireceği puanlarla olimpiyat hedefini tutturmak benim olmazsa olmazım. Sözün özü çok zorlu bir çalışma döneminin arifesindeyim. 2018’de yapılacak Avrupa Şampiyonası’nda altın madalya kazanabilirsem Tokyo’ya giden yolu kısaltmış olacağım. Olimpiyatlar öncesinde de 2019 yılında Dünya Şampiyonası var. Ne kadar çok puan toplarsam benim için o kadar iyi olacak.”

Bu kadar başarının maddi anlamda pek karşılığı olmadı yanılmıyorsam!

“Maalesef yarıştıktan bir süre sonra dopingli çıkan şampiyonlar yüzünden devlet ödül yönetmeliğini değiştirmek zorunda kaldı. Eskiden kazanılan şampiyonluklara yapılan ev, araba, altın katkılarıyla küçük çaplı bir servet sahibi olunuyordu. Şimdi böyle bir şansımız kalmadı. Ben Panayır’da oturuyorum. Evimiz kentsel dönüşüme girdi. Kiraya çıkacağız. Başarımın karşılığında bir ev verilse o kadar çok makbule geçer ki!.. Tek umudum böyle konularda hassas ve takipçi birisi olan Cumhurbaşkanımızın bizi hatırlaması olacak.”

Devletin katkısı bir yere kadar anladığım kadarıyla. Sponsor desteği sağlanırsa sıkıntınız çözümlenebilir mi?

“Çok hassas bir konuya değindiniz. Örnek vermek gerekirse basketbol, voleybol, futbol çok rahatlıkla sponsor katkılarıyla kendilerine geniş maddi olanaklar yaratırken, biz böyle bir teşvikten mahrumuz. Medya bile gereği kadar başarılarımıza yer vermedi. Birkaç gazete ilgilendi, hepsi o kadar.

Öyle çok fazla şeyde gözümüz yok. Masraflarımız karşılansın, başarılarımıza küçük çaplı da olsa maddi ödüller verilsin yeter. İşte o zaman emeklerimizin karşılık bulduğuna sevineceğiz. Bursa çok zengin bir kent ve sanayisi güçlü. Bu köşe aracılığıyla şehirde konuşlanmış firma ve kuruluşları tekvandonun başarılarına katkı koymaya davet ediyoruz.”

Bursa içinden size katkı yapan var mı?

“Mudanya’da bulunan PrysmianGroup bu konuda şimdiye kadarki en büyük destekçimiz. Yurt içi ve yurt dışı organizasyonlarımızda yol, otel ve yemek masraflarımızı karşılayarak verdikleri destek için CEO’ları Uğur Gündüz’e buradan teşekkür etmek istiyorum.”

Salonla ilgili bir sorun yaşıyor musunuz?

“Hem de fazlasıyla; ben Panayır’da oturuyorum. Yol parası vermemek için zorunlu olarak Demirtaş’ta bulunan bir okulun salonundan yararlanılıyor. Bu sadece benim için değil, diğer arkadaşlarımız için de önemli. Okul idaresi maalesef para kazanma adına yaz aylarında salonu özel düğünler için kiraya verince hafta sonları neredeyse idman yapamaz duruma geldik. Bursa tekvando sporcusu bağlamında potansiyeli yüksek bir il. Bu bakımdan salt bize özgü ayrı bir salona şiddetle ihtiyacımız var. Bursa BŞB Başkanı Recep Altepe sporu çok seven birisi. Portföyünden bize de bir yatırımı olursa mutlu oluruz. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün de desteğini bekliyoruz. Servisle ilgili şikâyetlerimiz de var. Kısa bir süre idmana gidip gelmemiz için minibüs tahsis edildi, sonradan onu da kaldırdılar. Tekvandoya yapılacak her türlü katkı, bu şehre ve ülkeye madalya ve başarı olarak dönecektir, kendi payıma sözüm söz.”

Son bir sorum daha olacak. Tam karşımda annen Selvi Hanım oturuyor. Ev işleri, bulaşık, yemekle aran nasıl!?

“Maç seyahatlerim nedeniyle evde pek oturmadığım için aram hiç iyi değil. Yemek yapmayı da bilmem, temizliği de sevmem. Canım anneciğim sağ olsun!”

Bu güzel söyleşi için çok teşekkürler Sevgili Kübra. Altın madalyaların boynundan eksilmediği başarılarla dolu kariyerin hiç bitmesin inşallah…

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR