KÖŞE YAZARLARI

Tribün performansımız takımın önüne geçti

Maç biter bitmez, gazeteye gelmezden önce, kafamda tasarlarım yazacağım yazıyı…

Bu hafta ayrıntı çok olunca epey zorlandım…

Örneğin, maçın teknik analizini bu işin raconu böyle olduğu için ön plana çıkartsam da seyircinin 90 dakika hiç susmadan yaptığı tezahürata odaklanmaktan, ara ara sahanın içine konsantre olmakta zorlandığım oldu ne yalan söyleyeyim!..

Yerimiz de kalmayınca ucundan kenarından değinmiştik dün ama bugün telafi zamanı…

Türkiye’de maçların öznesi futbolcular, Bursa’da ise tribünlerin performansıdır, üstüne gül koklatmam…

Başka bir yerde futbolcular döktürüp, coşarken; sinerji yayması beklenen tribünleri pus, pustur, coşku yoksunudur; kazanmanın bir şey ifade etmediği nice mekanlara inat, Bursa’da ise ‘Adı aşk bu eziyetin’ cümlesiyle özetlenen duygu patlamasının bir eşi de benzeri de muhatabı da yoktur.

Bursasporlu olmak, ‘karşılıksız sevmenin’ en kısa yoldan açıklamasıdır, üzerine tez yazılacak bir metafor, ritüelle özdeş görsel bir şovun periyodik teşhiridir, merak eden varsa eğer 15 günde bir Büyükşehir Stadı’na gelip görmesi gerekir, hararetle tavsiye ederim…

Başka statların semtine bile uğramayan bu görkemli coşkunun yeşil beyaza bürünmüş silüeti, Türkiye’de tribün kültürü üzerine yazılacak en çarpıcı ve aykırı antolojiye istisnasız konulacak tek isimdir; özgün tribün profili yaratmak isteyenler rol modelini uzakta aramasınlar, işte Bursa burada.

‘Desibel rekoru kırma’ iddiasındakiler; 90 dakikaların dörtte üçünü rakip olarak öngördüklerine tornistan edilmiş ironik sataşmalarla geçirirken; Bursaspor tribün performansıyla bir ayrıcalık ve büyüklük unsuru demektir, umar ve beklerim ki küfrü de lügatından silip attığı gün bu kategoride medarıiftiharımız olup, başköşeye oturtulacaktır.

Sahanın içindekilerin çabası Akhisar’a yetmiş olsa bile; arkalarında kale gibi duranların yaptığı katkıyı kimse inkâr edemez.

Pazar günü adeta kendileriyle rekabet eden tribünlerin yarattığı ambiyansa bakarak geçirdiğim dakikaları, yaşamımın en keyif aldığım dakikaları arasına ekledim bile…

Bir sevgiliye duyulan karşılıksız aşk, ancak böylesi bir tarifsiz coşkuyla anlatılabilirdi; elinize, ayağınıza, yüreğinizle, sesinize sağlık…

Türkiye’de bana tribün performansının takımın önüne geçtiği Bursa dışında başka bir şehir gösteremezsiniz, bu da bize özgü bir ayrıcalık!

 

Timsah Le Guen’le takım olma yolunda

Yabancı hocaya sonuna kadar karşı olan birisi olsam da Paul Le Guen’le yaşanan değişimin hakkını vermek gerekir.

Fransız hocanın nokta transferlerinin, gelenler takıma ve şehre alıştıkça daha çok katkı yapacakları yadsınamaz.

Bursaspor henüz takım olabilme aşamasına ulaşamadı; bu süreç doğru işlerse sonunda yüzler de güler.

Daha önemlisi; yenilerin kısa sürede takıma sahip olma içgüdülerinin zirve yapmış olması ki, pazar günü maç bitimi yaşanan görüntülerde bu ayrıntı çok açık bir şekilde görüldü.

Delarge ile Badu’nun tribünleri selamlama faslı tamamlandıktan sonra kol kola girip, sahanın ortasında çocuklar gibi dans etmeleri, nicedir özlediğimiz bir tabloydu, sevinmemek elde değil.

Hibrit çimli zeminde oynanınca futbolun da kalitesi artıyor, Büyükşehir’e bu katkısı için teşekkür borçluyuz.

Sıra artık, iyice kabak tadı veren timsah kafasının tamamlanmasına geldi.

Yeşil Bursa bu yıl da umut vermedi

 

1463 Trabzonspor önünde bu sezon ilk kez izlediğim Yeşil Bursa benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.

Biraz Berat Jonathan Ustabaşı, gerisi inanın yok; vasat kere vasat bir oyuncu grubu, üstüne futbolun ‘f’sinden uzak görününce, 10 kişi kalmış rakip elini kolunu sallaya sallaya 3 puanı kapıp gitti.

Takımın kapasitesi belki bu değildir orasını bilemem de koskoca 90 dakikayı kazanılan penaltı dışında pozisyon bulamadan tamamlarsanız, bize de bu değerlendirmeyi yapmak kalır!

Trabzon sadece ilk yarıda yakaladıklarının yarısını atabilse maç yarım düzine olurdu, bu da işin bir başka boyutu.
Bir de sözde pilot takım olacak Yeşil-Bursa ama umut ışığı yakan tek bir genç çarpmadı gözüme.

Biraz erken teşhis olsa da bu takımla hedef filan kovalanmaz, olsa olsa orta sıralara oynanır, sözün özü Sevgili Turan Şen’in işi bu yıl da zor görünüyor!..

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR