KÖŞE YAZARLARI

Ufuk Sarıca, Melih Mahmutoğlu, Cedi Osman…

Galiba en çok, çamur atmak için aportta sırasını bekleyen yazar-çizer takımı hayal kırıklığı yaşamıştır A Milli Takım’ın oynadığı son 3 maçın sonunda!..

Normal yaşamında salonların kenarından geçmeyip, milli maç mesailerinde ‘Ben de buradaydım’ dedirtme adına ortalıkta rol kesmeye meraklı entel dantel yazarların kıyısından köşesinden bulaşmaya çalıştığı basketbol; öyle bir yanıp, bir sönerek takip edilecek bir spor dalı değil, sürekli içinde ve yanında olacaksın ki seni okuyan bir şey sansın!..

Gerekir miydi böyle bir çıkış yapmak bazıları için, hem de fazlasıyla; bu işi yapacaksan madem hakkını vereceksin…

Gelelim asıl konumuza…

2 yenilgi, 1 galibiyet alınsa da umut ışığını hiç söndürmedi çocuklar, bana kalırsa bu gerçek skordan daha önemliydi.

Neredeyse her pozisyonu yarım yamalak bir kadroyu, üstelik doğru dürüst uzun desteği olmadan zorluk derecesi önemli maçların son dakikasına kadar içinde tutabilmek, en başta antrenörlük başarısıdır. Bravo Ufuk Sarıca’ya…

Oyunculuğunda lider kimliği ve winner özelliğiyle basketbol tarihine ismini yazdıran Ufuk Sarıca, aynı çizgisini sahanın içinden kenara gelince de sürdürmesini bildi.

Hem usta bir taktisyen, hem de elindeki malzemeden en iyi yemeği yapmayı öğrenmiş dört dörtlük bir aşçı an itibarıyla…

Adeta bir satranç oyuncusu gibi; rakibin her hamlesine anında karşılık verip, bir direniş öyküsü yazıyor ki olsa olsa ancak bu kadar olurdu.

Literatüre uygun bir oyun kurucuyla, boyalı alanı domine edecek size’lı bir uzunun olmadığı kadrodan, finalleri soluk soluğa geçen iki başyapıt maç oynamak; Sarıca’nın kariyerine eklenen iki nazar boncuğu oldu.

Sümen altında hazırkıta bekletilip, skora göre ‘Bu kadroyla yerin dibine geçeriz’li sallamaların, anında övgü ve alkışa dönüşmesi; kenar yönetiminin olduğu kadar, parkenin içinde terinin son dalmasına kadar mücadele edip, maçın içinde kalan oyuncuların eseridir.

Rusya’ya yenildik ama adam gibi oynadık...

(B.Britanya maçını, rakip bizim kalibremizde olmadığı için kapsam dışında tutuyorum.)

Sırbistan’a boyun eğmemiz de gayet doğaldı, ne var ki eldeki mevcutlarla doğarken basketbol oynamaya meyilli, bir kariyer ve karizma ülkesine bu kadar kafa tutmak, en iyimserimizin bile aklının ucuna gelmemiştir herhalde, bir bravo da bu maç için...

Yakalandığı hastalık nedeniyle mum gibi erimeye başlayan Ömer Aşık neyse de kafasına göre takılıp, pırıltılı geçmişini bir anda silip atan Ersan İlyasova gelebilseymiş 3’te 3 yapmak işten bile olmazmış, ne yalan söyleyeyim ben bile bu kadarını beklemiyordum millilerden!..

Kalan iki maçta Belçika ve Letonya’yı yenip gruptan 3. çıkmak en güzel ve beklenen sonuç olacak. İnşallahı maşallahı yok, bu kadro bana 3 maçla bunu becerebileceğinin işaretlerini verdi, Allah utandırmasın.

xxx

Turnuvada bizim adımıza kısaların performansı çok önemli. Örneğin Fenerbahçe’de Bogdan Bogdanoviç’in gölgesinde kaldığı için kendi ligimizde ön plana çıkamayan Melih Mahmutoğlu’nun ne denli büyük bir cevher olduğu oynadığı maçlarda iyice anlaşıldı.

Gözü kara şutör dediğin böyle olmalı. Çok sevdiği cross over’lardan sonra rakibin bir saniyelik tereddüdüne üçlüklerle ceza kesmesi şahane ötesiydi.

Kendi ligimizde yabancı kontenjanına takılıp kenarda oturmamış olsa belki de performansını ikiye üçe katlayacak Melih ve Melih gibileri içeride bir an önce özgürlüğüne kavuşturmak gerekiyor, hadi bakalım Hido Başkan top artık sende!..

Artılarımız:

Olabildiğince iyi savunma yapıp; skor olarak ne kadar geri düşülse de maçı asla bırakmayıp son saniyeye kadar savaşan bir kimlikle oynamamız.

Sertliğe sertlikle yanıt veren oyun anlayışımızın yanı sıra, momentumu ele geçirme adına, kısır kadrodan yapılacak her türlü rotasyonla rakibe yanıt vermeye çalışmak, açık ara kimsede olmayan en karakteristik özelliğimiz.

Ve elbette Cedi Osman…

3 yıl içinde inanılmaz ivme kazanıp, kendini geliştirmesi, arkasından gelecekler için çok somut bir örnek. Şut istikrarını tutturduğu her maçta yıldızlaşan Cedi, atletizmi ve çabukluğuyla da çok ayrıcalıklı bir oyuncu. Sırbistan maçında Bogdanoviç ve Joviç’e peş peşe yaptığı chase down blokları sanırım turnuva boyunca kimsenin aklından kolay kolay çıkmayacaktır.

Cedi Osman bu çizgisini koruyup, şımarmazsa; Cleveland’da LeBron James ile geçireceği 3 sezonun sonunda kesinlikle bir dünya starı olur.

Eksilerimiz:

Maalesef Semih Erden dışında uzun alternatifimiz yok, back up’u Sertaç Şanlı da bu pozisyon için yetersiz kalıyor.

Oyun kurucu pozisyonunda kenardan gelerek dakika alan Kenan Sipahi’nin bir türlü istikrara kavuşamayan şut istatistikleri düşündürücü. Portföyü bu kadar geniş bir oyuncunun; çok çalışarak kapatacağı bu eksikliği için mutlaka özel çalışmalara ihtiyacı var.

En büyük hayal kırıklığımız:

Takımın belki de en deneyimli ismi olan Sinan Güler’in henüz hiçbir maçın içine giremeyen berbat ötesi performansı. Bundan sonra Sinan’ın vereceği katkı çok önemli olacağı için, bir an önce toparlanmaya bakmalı.

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR