KÖŞE YAZARLARI

11 Eylül Bursa’nın kurtuluşu…

Dün Bursa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıl dönümü kutlandı.  

İçişleri eski Bakanı Efkan Ala, Bursa Valisi İzzettin Küçük, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ahmet Hacıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ve protokol bürokrasisinin katılımıyla Tophane’deki Saltanat Kapısı’nda başladı…

Kortej, Kılıç Kalkan ekibi ve Mehter takımıyla birlikte Atatürk Anıtı’nın önüne kadar yürüyerek çelenk sunumu ve saygı duruşunda bulunuldu.

Etkinlik daha sonra Kent Müzesi önünde kurulan platformda devam etti…

Kutlamalar; Bursa Mehter Takımı, Arnavutluk ve Kıbrıs halk oyunları ekiplerinin gösterisiyle sürdü…

Etkinlikte Başkan Altepe, Bursa’nın kurtuluşu gibi milli birlik ve beraberliği sağlayan günlerin önemine dikkat çekti… Bursa’nın kurtuluşuna emek veren başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitleri saygıyla andıklarını ifade eden Başkan Altepe, “11 Eylül Kurtuluş Günümüz hayırlı ve uğurlu olsun” diye konuştu.

Halkın katılımı ise oldukça mütevazıydı.

 

ÇOCUKLUĞUMUZDAKİ KUTLAMALAR

Çocukluğumuzda 11 Eylül Bursa’nın kurtuluşu bir başka kutlanırdı…

Özellikle de fener alayları çok görkemli olurdu. 

Bir kere bizim için bayramdı. O yüzden bayrama gider gibi en yeni kıyafetlerimizi giyerdik. Babamın beni omzuna çıkardığını hatırlıyorum.

O yıllarda Yunan işgalini hatırlayanlar hayattaydı. Kurtuluş Savaşı gazileri de… Kalpaklarıyla, istiklal madalyalarıyla, katılırlardı korteje!

Milli Mücadele güçleri ile o zamanki Bursalıların tabiriyle çeteler dağ tarafından iner, Atatürk Anıtı’nın önünde temsili bir şekilde düşman tepelenir, elinde bayrağı ile istiklali temsil eden gelin giysili bir genç kız kurtarılırdı…

Postane’nin oradan Atatürk Anıtı’na ya da eskilerin tabiriyle Saat’in oraya kadar caddenin sağı solu Bursalılarla dolardı. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci herkes akın akın gelirdi…

Şehrin nüfusu bugünkü gibi 3 milyon değil 700 bin civarında olmasına karşın, on binlerce kişi katılırdı…

Daha önce de yazmıştım. Ben eski Atatürk Anıtı’na 4 dakika yürüme mesafesinde eski Bursa sokağında doğdum büyüdüm. Yunan işgalini yaşayan, hatırlayan yaşlı çoktu aralıkta.

 Kuvayimilliyeciler de vardı! Yunan subayların giysilerini yıkayıp casusluk yapan Tatar Ayşe teyze ile Baki amca… Gürle’de, Ermeni ve Rum çetelerin baskınında atının terkisine çocuğunu alıp çatışa çatışa dağlara kaçarak bebeğinin ve kendisinin canını kurtaran Çerkez gelin Fatma Hanım…

 

İŞGAL YILLARI

İşgal altındaki İstanbul hükümetinin, halkı yasalara ve kendisine itaat etmelerini sağlamak üzere oluşturduğu Şehzade Abdürrahim Efendi başkanlığındaki Nasihat heyeti 20 Nisan 1919’de Bursa’ya gelir. İki gün boyunca kalabalıklara seslenerek, padişaha ve kanunlara itaat etmelerini ister ve bu yönde bir genelge de yayınlanır.

Tarihçiler bu girişimin Bursa’da Milli Mücadele’nin önünü kestiğini yazar.

İşgalci Yunan askerleri 8 Temmuz 1920’de şehre girdiğinde ciddi bir direnişle karşılaşmaz.

Şehrin civarında direnen Ankara’daki Meclis’e bağlı olan Albay Bekir Sami Bey ve askerleriydi…  O da bir süre sonra çekilmek zorunda kaldı.

Bursa’nın düşüşü Meclis’te büyük tartışmalara yol açar. Bekir Sami Bey ,Yüce Divan’da sorgulanır ve Meclis kürsüsüne Bursa işgalden kurtuluncaya kadar kalmak üzere siyah örtü örtülür.

Güçlü bir direniş olmadığından önceleri halka baskı yapmayan işgalciler, daha sonra Bursa’ya giriş ve çıkışları belgeye bağlamış, ova ve ilçelerde Rum çetelerin zulmünü desteklemiş, malların Bursa dışında satışını yasaklamış, telgraf direklerine zarar verenleri idam etmişti…

Ancak ovada ve ilçelerde yağma, talan ve çetelerin zulmü yaşanmıştı…

Sakarya Savaşı Zaferi’nden sonra Bursa’da Yunanlılar baskıyı artırmışlardı. Her şeye karşın Bursa’da Milli Mücadele yanlıları faaliyetlerini sürdürüyorlardı. Eski Bursa Mebusu Senih Bey’in öncülüğünde gizli bir teşkilat oluşturulmuştu. Jandarma Komutanı Hasan Bey de Püskülsüz Efe’nin çetesini bu kuruluşa katmıştı.

Ve 26 Ağustos’ta başlayan, 30 Ağustos Zaferi ile taçlanan Büyük Taarruz sonrasında Bursa 11 Eylül 1922’de kurtuldu…

 

 

 

 

BİR SİVİL TOPLUM GÖNÜLLÜSÜ: MUSTAFA ATICI

Mustafa Atıcı’yı yıllar önce, Bursa Yozgatlılar İl Derneği Gençlik Kolları Başkanı olarak ziyaret ettiğinde tanıdım. Daha sonra da çeşitli sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerinde…

Atıcı, işinden arta kalan zamanlarda sempozyumları, panel ve konferansları, açılışları hep izliyordu.

Süreç içinde değişti, dönüştü, bilgi birikimi arttı, çevresi genişledi.

Mustafa Atıcı, kuruluşundan beri dört, beş yıldır Gençlik Kolları Başkanlığı yaptığı dernekten ayrıldı.

Daha verimli olacağını düşündüğü başka sivil toplum kuruluşlarına geçti...

Şimdi Günay Tandoğan’ın Şube Başkanı olduğu Memleketçi Sanayici ve İşadamları Derneği’nde, Genç Şube Başkanı...

Aynı zamanda da Enerji Verimliliği Derneği Bursa Şubesi’nde sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon görevini üstleniyor…

Mustafa Uysal’ın başkanlığını üstlendiği ENVERDER, Türkiye’nin en büyük ithalat girdisi olan enerji alanında önemli bir işlevi hayata geçiriyor.

Mustafa Atıcı’ya, insanların genelde duyarsız olduğu sivil toplum kuruluşlarına neden ilgi gösterdiğini sordum:

 “İnsanlık ve toplum adına güzel projelerde yer almak istiyorum... Beş yıllık deneyim bana çok şey öğretti. Benim paylaşımlarım daha çok ekonomi alanında, yerli üretim, AR-GE,  inovasyon, kaliteli eğitim markalaşma, sürdürülebilir enerji, tarım ve hayvancılık gibi konular ilgimi çekiyor. Fikirlerimi hayata geçirilebilecek mecralarda olmayı tercih ediyorum... Bir derneğin içine kapanmak istemiyorum, hayatın her alanında var olmak istiyorum, dinlemeyi, öğrenmeyi seviyorum.

Öğrendiklerimi hayata geçirecek, ilgi alanlarım içerisindeki projelerde yer almak istiyorum…  Gerek ENVERDER’de gerekse MİSİAD’da yararlı olacağımı düşünüyorum.

MİSİAD’da gençlik yapılanmasının içerisinde yer alacağım… Projeler oluşturup hayata geçireceğiz…”

Bu genç kardeşimize çıktığı yolda başarılar diliyoruz.

 

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR