KÖŞE YAZARLARI

Hayalet otobüsler canlanıyor!

Klasik Otobüs Müzesi’nin araçları Bursa’da Canbazlar  firması tarafından orijinal haline getirilerek yenileniyor.

 

Bursa’da otomotiv sanayisinin gelişmesinin altında karoserciliğin gelişmişliği yatar. Öncesinde Osmanlıda ise Bursalı ustalar Anadolu’ya at arabası yapıyorlardı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında karoser ustaları tüm Türkiye’ye yokluktan olma, kamyondan bozma, yerli kasalı otobüsler yapmaya başladılar Kamyonlara ahşap iskelet yapıyor, sonra da üstünü saçla kaplayıp çiviyle sabitleştiriyor ve zımparalayıp boyuyorlardı. O eski otobüsleri yeni kuşak bilmez. Biletçiden bilet aldığımız o otobüsleri hatırlayanımız yine de çoktur. Bursa’da bir karoserci ustası Ahmet Canbaz  Hatay’daki Has Turizm Otobüs Müzesi için eski, hurdaya dönmüş hayalet otobüsleri bire bir yenileyerek çalışır hale getirerek bugünlere taşıyor. Ahmet Canbaz ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

Sayın Ahmet Canbaz karoserciliğe girişinizi anlatır mısınız?

Çocukluktan başladım. Baba mesleğidir. Babam Rahmi Canbaz’da karoserciydi. Pirinç Han’da çıraklığa başlamış. 1950’li yıllarda atölyeler Pirinç Han’daymış. Daha sonra Ulu Mahalle’de kendi yerinde karoser atölyesini kurdu. Biz de aile işini devam ettirdik. Hürriyet Meslek Lisesi Yapı Ressamlığı bölümünü okurken, hafta sonlarında ve tatillerde babamın yanında çalışıyordum.  Alakam ve yeteneğim vardı. Askerden geldikten sonra1992 yılında babam işi bana devretti. Rahmi Canbaz olarak devam ediyorduk. 2002 yılından itibaren de Veysel Karani Mahallesi’ndeki atölyelerde Canbazlar Karasör Ltd. Şti. olarak devam ediyoruz.

Bursa’da hatta Türkiye’de otobüslerde yapılmayanı yaptınız. Dağılmış, dökülmüş eski otobüsleri orijinal haline getirdiniz? Bu çalışma nasıl başladı, biraz anlatır mısınız?

İlk kez 2007 yılında İstanbul Armada Otel’e ait 1954 model bir Mercedes otobüsün restorasyonu ile başladım. Aracı topladım. Başarılı bir çalışmaydı. İlk araç deneyimimdi. Otel yetkilileri çok beğendi ve tanıtımı basında da geniş bir şekilde yer aldı. Böylece klasik otobüs dünyasına ilk adımını atmış oldum. 

KLASİK OTOBÜS MÜZESİ

Klasik otobüs müzesi süreci nasıl başladı?

Hiç unutmuyorum, 11 Ocak günü İstanbul terminalindeydim. Ulaşım Gazetesi vardı, okuyordum, eski otobüslerle ilgili bir ilan gördüm. Hemen aradım, bağlantı öyle kuruldu.

2010 yılı Şubat ayında Has Turizm yetkilisi Latif Karaali ile  klasik otobüs toplantısı yapık… O gün bize 1968 model Magrus otobüs restorasyon işi verdi… Temmuz ayında restorasyonu tamamladık. Otobüs Antakya’da Eylül ayında düzenlenen Türkiye Otobüsçüler Federasyonu (TOFED) toplantısında sergilendi.  Yüzde 95 oranında bire bir aynısını yapmayı başarmıştık. Sergiyi   o günün bakanları ki aralarında şimdinin Başbakan’ı sayın Binali Yıldırım da vardı,  müsteşarları ve üst düzey devlet bürokrasisi ile sektör temsilcileri de gezdi. Orada da tam puan aldığımızı düşünüyorum.

Otobüs müzesi sürecinden söz eder misiniz?

İlk otobüsü teslim ettikten ve TOFED toplantısında sergilenip büyük beğeni aldıktan sonra yaptığımız ikinci toplantıda Latif Karaali otobüs müzesi kurma kararını bildirdi ve bizden 40 araçlık bir envanter oluşturmamızı istedi. Özetle klasik otobüs dünyasına 2010 senesinde girdik ve hala devam ediyoruz…

OTOBÜSLERİ BULMAK KOLAY OLMADI

Kırk eski otobüsü nasıl buldunuz? 1 otobüs kaç ayda tamamlanıyor?

Hiç kolay olmadı. 2010 yılından itibaren hafta sonları şehir dışına çıkarak çevre il ve ilçelerde sanayi sitelerini gezip kartımı bıraktım. Klasik klasik otobüs aradığımı bildirdim, akla gelebilecek alakalı her yere haber bıraktım. Duyarlı vatandaşlar dönüş yaptı bize. Esnaf arkadaşlar eski otobüsleri  bulmamıza yardımcı oldu. Şu anda envanterimizde çeşitli model ve markalarda kamyon ve otobüs olarak 37 araç bulunuyor.  

7 otobüsü Has Turizm teslim etti. Kalanını biz bulduk.  11 otobüs yenilenerek Has Turizm’e teslim edildi. Bir kısmı depolarımızda duruyor.  Şu anda 4 arabanın restorasyonu eş zamanlı olarak devam ediyor. Bu işin sonu yok, hedef kırk araç, yarın elli de olabilir. Bir otobüs ortalama 6 ayda restore ediliyor. 

Şu anda söyleşi yaptığımız yerde çok sayıda yedek parça var. Mesela şu küçük metal şey! O da mı yedek parça? Bu malzemeleri nasıl buluyorsunuz? Araçlarda mı kullanıyorsunuz?

Otobüsleri yenilerken, restore ederken orijinal parçalarını kullanmak için çaba gösteriyoruz. Bakın sizin sorduğunuz parça 1968 yılından bir kordon başlığıdır. Bunu bulup ürettirmek kolay değil. Diğer yedek parçalar için de aynısı söz konusu. Teknoloji ilerliyor, eski ustalık bitmek üzere. Yani dökümcüsü, karosercisi, camcısı, döşemecisi…  O nedenle otobüsleri eski haline getirirken parça bulmakta zorlanıyoruz. Malzeme tedarikinde en çok zorlandığım farlar ve arka stop lambalar. Çevre illerdeki sanayilere uğradığımda eski yedek parçacıları araştırıyorum, depolarına gidiyorum, oralardan bulma şansım oluyor. Müzecilik çok meşakkatli, çok sabır, çok emek, çok araştırma gerektiren bir olay. Bir arkeolog titizliğinde uğraşıyoruz. Özellikle de orijinal parçaların yeniden yaptırılması mümkün değil. Onları bulmak için kimi zaman köy kasaba dolaşıyorum.  Ulaşabildiğim her yerden parça topluyorum.  Alüminyum aksamdan ışıklandırmaya, aynaya, kilometre saatine, tavan lambasına, hoparlör kapağına, fileliklere dek aklınıza ne gelirse… Çoğu da artık hiç kullanılmayan şeyler…


VEFA AMCA’NIN OTOBÜSÜNE VEFASI

Otobüs buluş ve alış öykülerinizden örnek verir misiniz?

Gölcük’ten Hüseyin Özkan Adapazarı’nın bir ilçesinde 1970 model 0302 model otobüs olduğunu söyledi. Gölcük’te kendisiyle buluştuk,  2011 Kasım’ında gittik, Vefa amca ile tanıştık, aracı gördük. 5 yıl önce trafikten düşürülmüş evin önünde duruyordu. Kıyamamış, kimseye verememiş. Latif Bey ile de görüşüp onayını aldım. Vefa Amca’ya amacımızı anlattım, ikna ettik, gönül rızasıyla bize aracı sattı.  Aracın jant kapaklarını 41 yıl saklamış. Bursa’ya dönerken arabamda taşıdığım jant kapakları benim için hazine değerindeydi.  Vefa Amca beni Antika Niyazi diye birinin yerine götürdü.  O da Almanya’dan emekli olunca otobüsünden ayrılamamış, Türkiye’ye getirmiş. Niyazi Bey’e de müze kurma çabasında olduğumuzu anlattım ve arabaya talip olduğumuzu söyledim, vedalaştık. Ayrıldık. Altı ay sonra arayıp otobüsü satıp satmayacağını sordum, fiyatta anlaşırsak vereceğini söyledi. Ve onu da 1,5 sene sonra almayı başardık. 

BU BİR YARIŞ

Atölyelerinizi gezdim, depolardaki otobüsleri gördüm, korku filmlerine dekor olurlar, hurdaya dönmüşler! Hayalet gibiler! Bunları nasıl canlandırıyorsunuz?

Haklısınız. Hayalet arabalar…  Bu sadece benim başarım değil. Ekibim ve çevremdeki esnaf arkadaşlarımla birlikte canlandırıyoruz. Hem esnafa iş çıkıyor, hem de istihdam sağlıyoruz…

Nasıl yaptığımıza gelince; Başlıyoruz yapıyoruz.   Araca başlamadan önce internet üzerinden araştırıyoruz, o yıllarda yaşayan insanların fikirlerini de alarak bir tasarım yapıyoruz. Renk, döşeme, çerçeve, cam rengi, fileliklerin modelleri gibi ön araştırma yapıp projenin tasarımını çıkartıyoruz. Kumaş desenlerini saptayıp dokutturuyoruz.  Ve ondan sonra da işe koyuluyoruz.  Karosercilik herkesin ustayım deyip cesaret edemediği bir meslektir. Kendi açımdan böyle. Bana göre karosercilik hasardan ya da döküldükten sonra, hayalet hale geldikten sonra, insanların artık olmaz diye baktıkları araçların yeniden işler, çalışır hale geldiği atölyedir. Bakın  bütün otobüsler çalışır vaziyette teslim edilmektedir. Klasik otobüs grubunda bizi hiç kimse geçmez. Bu bir yarış, ben kendi kendimle yarışıyorum. Ülkeme güzel bir çalışma bıraktığımı düşünüyorum. Burada sponsorlara Has Turizm’e de teşekkür ediyorum. Bu projede girişimcilik ile ruh buluşmuştur. Girişimcilik Has Turizm’dir. Ruh ise biziz… Bakın Otobüslerin bire bir yenilenmesi sevgi, merak, yetenek ve elbette ustalık istiyor. En önemlisi ruh istiyor. Herkes sanatkârım der ama ruhunu veremez. En önemlisi ruh…

BURULAŞ’IN ESKİ BELEDİYE OTOBÜSÜ

Yaptığınız işe ilgi nasıl? Bursa’da da bir çalışma var mı?

Giderek yoğunlaşan bir ilgi var klasik otobüslere. Hatta şu anda yurt dışından ülkelerle yaptığımız görüşmeler var. Mesela Yunanistan’da biri var görüştüğümüz. Onlar da eski bir otobüsü toplattırmak için araştırma yapıyorlar. Avrupa’nın değişik ülkelerinden gelip yaptığımız işi inceleyenler oluyor. Aslında Bursa tarihsel olarak karoserciliğin merkezi bir şehir. Bu işin de Bursa’da yapılması kadar doğal bir şey yok. Ben isterdim ki, BTSO da bu tür projelere ilgi göstersin ve destek versin. Bizim temennimiz ve beklentimiz köklü bir otomotiv geleneği olan Bursa’da da otobüs müzeciliğinin gündeme gelmesi tarihi otobüslere olan ilginin artmasıdır. Bursa Büyükşehir Belediyesi Burulaş tarafından eski belediye otobüslerinden birinin ilk kullanıldığı modele dönüştürülmesi istenildi. Ve yüzde 95 oranında bire bir eski haline getirdik. Bursa’nın artık nostaljik bir otobüsü var ve şu anda kültürel sefer yapabilecek durumda… Bursa’da klasik otobüs dünyasını bir araçla sınırlı kalmaması gerektiğini düşünüyoruz. Avrupa’da otomotiv şehirlerinin bir değil birkaç müzesi var. Neden Bursa’da da olmasın.

 

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR