KÖŞE YAZARLARI

Kapıdağ Yarımadası’nın eşsiz güzellikleri

Deniz, kum denilince hep akla Ege ve Akdeniz kıyıları geliyor.

Oysa şunun şurasında Bursa’ya bir buçuk, iki saat mesafede Ege ve Akdeniz’i aratmayan muhteşem koylar var.

Sırtını ormana vermiş altın sarısı kum sahil ve zümrüt yeşili deniz… Üstelik de denizi pırıl pırıl, tertemiz…

Kapıdağ Yarımadası’nın bu kadar muhteşem koyları, sahili, denizi, doğası olduğunu bilmiyordum…

 Yarımada’nın karayla buluştuğu yerin doğusunda Bandırma Körfezi, Batı’sında ise Erdek Körfezi yer alıyor.

Bandırma’da deniz kenarında kurulu aralarında yem ve çimento da olan çok sayıda fabrika var. Dünyanın başka bir gelişmiş ülkesinde böylesine doğa zenginliği olsaydı, hazine gibi korurlardı…

DAR VİRAJLI YOLLAR, AMA MANZARA MÜTHİŞ!

Yarımada’nın bir yakası Erdek Ocaklar’dan diğer yakası ise Tatlısu’dan başlayıp gezilebiliyor…

Ancak sahilden giden yolu bilemem ama dağlardan giden yollar çok dar ve virajlı! Bir yanınıza dağı, öbür yanınıza uçurumları alıp giriyorsunuz…

Ancak... Yemyeşil ormanlar ve uçurumların dibinde eşsiz koylar ile mavinin her tonunu taşıyan deniz manzarası eşlik ediyor size…

Genelde Kapıdağ Yarımadası Erdek ile biliniyor… Erdek artık tıklım tıklım otel ve pansiyona, epeyce de betona boğulmuş bir tatil beldesi…

 Deniz ve kum avantajıyla hâlâ yerli turisti çekmeye devam ediyor. Ancak yabancı turist yok!

Öte yandan Kapıdağ Yarımadası’ndaki dağların yüksekliği 700, 800 metreymiş. 

Ama dağların arasındaki virajlı yollardan araçla geçerken çok görkemli gözüktüğünden insan daha yüksek olduğunu düşünüyor…

300 metreye kadar fundalık, sonrasında ise gür orman başlıyor.

 

TOMBOLO / SAPLIADA

Zengin su kaynakları, tarıma elverişli topraklar, korunmaya elverişli dağlık yapı antik çağlardan beri yerleşime açık kılmış yarımadayı…

Kapıdağ Yarımadası antik çağlarda adaymış…  Kapıdağ yarımadası oluşum açısından Tombolo’nun (Saplıada) Türkiye’deki tek örneği.

Kapıdağ Yarımadası’nın, aynı gün içinde güneşin doğuşunun ve batışının denizden görülebileceği dünyadaki ikinci yer olduğu söyleniyor.

Öte yandan yüzde 80’i ormanlarla kaplı olduğundan oksijen oranı da çok yüksek ve tertemiz bir havaya sahip…

Kapıdağ Yarımadası’nın en belirgin özelliklerinden biri de rüzgârı… Aşırı sıcaklar yöreye uğramıyor.

Erdek’ten 9 kilometre sonra karşınıza Ocaklar geliyor. Ancak Ocaklar artık kentleşmiş. Oteller ve pansiyonlar almış başını gitmiş.

KAPIDAĞ’IN TARİHİ

Kapıdağ’da Misialılar, Frigyalılar ile Dolianlar yaşamış. Dolian Kralı l Kyzikos kendi adını taşıyan bir kent kurmuş.

Kyzikos’un ölümünden sonra şehir Miletoslar ile Perslerin eline geçmiş. Roma’dan sonra 324 -1027 arası Bizans’ın elinde kalan bölge daha sonra Selçukluların yönetimine girmiş.

 Daha sonra Türk beylikleri bölgede etkin olmaya başlamış. 1303 yılında Katalanlar yarımadaya yaptıkları baskında, Karesi Beyliği’nden 5 bin askeri katletmişler ve bölge sakinlerine zulmetmişler. 1339 yılında Osmanlıya geçmiş.

Kurtuluş Savaşı’nda ise 18 Eylül 1922’de kurtuluyor. Kaçan Rum çeteleri köyleri yakıp yıkarak gidiyor.

Yörede arkeolojik çalışmalar sürüyor. Antik Kyzikos kentine yönelik ilk çalışma 1952’de başlatılmış, 1989-1996 yılları arasında da devam etmiş.

2006 yılından beri de Doç. Dr. Nurettin Koçhan başkanlığında kazılar başlatılmış ve halen de sürüyor… Kyzikos kenti antik dönemde üç limana sahip ender kentlerden biriymiş…

 

ALTIN SARISI KUMLAR, ZÜMRÜT YEŞİLİ DENİZ

Kapıdağ Yarımadası’nın Erdek, Ocaklar, Turanköy hattında sanayi tesisleri yok. Bu da denizin temiz olmasını sağlıyor. Bölgedeki dereler tuzluluk oranını düşürüyor.

Ocaklar’dan kıyıdan gittiğinizde Narlı var… Eski adı Roda, nar ağaçları çok olduğu için Narlı denmiş… Bölgedeki köylerin pek çoğu 1924 mübadilleri ile 1929 yılında Saraybosna ve Bihaç’tan gelenler tarafından yeniden kurulmuş.

Yarımada’nın en batısında Doğanlar köyü var.

Biz ise Turanköy’de konakladık. Erdek Ocaklar üzerinden virajlı ve dar bir dağ yolundan gidiliyor. Marmara’da böyle kumsalı, denizi olan bir yer olduğuna görmeden inanmazdım.

Yaklaşık 3 kilometrelik bir sahili var. Kumsalda ayağınıza taş değmiyor. Hele kayalıklara yakın olan bölge zümrüt rengi…  

Deniz akıntı ve rüzgârın yönü nedeniyle çok temiz, yosun yok! Genelde sığ ve bu yönüyle de çocuklar ve az yüzme bilenler için çok avantajlı. Dalga yok denecek kadar az! Zaten koy olduğu için dalga etkili olmuyor. 

 

EV PANSİYONCULUĞU GELİŞMİŞ
Bu kadar temiz denizi ancak Ege ve Akdeniz’de görmek mümkün. Köyde ev pansiyonculuğu çok yaygın ve genelde kadınlar bu işle uğraşıyor. Pansiyonlarda bir ailenin ihtiyacı olan her şey var, bir şey gerektiğinde de hemen temin ediliyor zaten.

Köylüler zeytinciliğin yanı sıra kırmızı soğan yetiştiriciliği ve balıkçılıkla geçimlerini sağlıyor.

Köye dışarıdan da gelen çok olmuş, yer almışlar, prefabrik ev yapmışlar. Fırını, kasabı, marketi olması pansiyonda kalan yazlıkçıları rahatlatıyor. Sebze, meyve her daim satılıyor. Haftada bir de pazarı kuruluyor.

Bayramın üçüncü günü tüm sahil tıklım tıklım doluydu. Araçların çoğu Bursa, İstanbul ve Balıkesir plakalıydı…

Turanköy’ün tek sorunu otopark ve şezlong ücretlerinin yüksekliği! Bodrum’u aratmıyor! 10 Lira!..

Turanköy’ün az ilerisinde Ormanlı köyü var.

 Oraya da bir yanını denize bir yanını dağlara dayamış virajlı yollardan gidiliyor. Tepelerden muazzam koy manzaralarına baka baka! Misal Manastır koyu…

Ve karşınıza Ormanlı koyu olanca muhteşemliğiyle çıkıveriyor. Altın renkli kumları, zümrüt yeşili deniziyle. Ormanlı köyü, Turanköy’e göre daha da bakir.

Sanırım köy yollarının çok virajlı ve dar olması insanların buralara akın etmesini engelliyor.

Özetle… Kapıdağ Yarımadası doğayı, denizi, kumu, güneşi sevenler için eşsiz bir seçenek… 

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR