KÖŞE YAZARLARI

Şehre vefa: ŞEHRENGİZ

Şehrengiz dergisi keyifle, her bir sayfasını tek tek okuduğum bir dergi…

“Türkiye’nin en iyi yerel tarih ve kültür dergisi” iddiasının hakkını tam teslim ediyor…

Bir eski Bursalı olarak antik dönemlerden bugüne Bursa’yı okumaktan keyif alıyorum. Her sayısında yeni bir şeyler öğreniyorum…

Mesela ağustos sayısı… Sadrazam Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın, Bursa’da doğduğunu da büyük bir matematikçi ve büyük bir astronomi âlimi olduğunu da çok sayıda kitap yazdığını da bilmiyordum…

 

BURSALI SADRAZAM GAZİ MUHTAR PAŞA

Kerim Bayramoğlu, araştırmasında Sadrazam Gazi Muhtar Paşa için şu ön bilgileri veriyor:

“Bursa’nın Habiboğlu Mahallesi’nde dünyaya geldi. Küçük yaşta babasız kalınca dedesi Hacı İbrahim Ağa tarafından büyütüldü. Dedesi tarafından Bursa Askeri İdadisi’ne kaydettirildi ve burada başlayan askeri hayatı 70 yaşına kadar devam etti. Sayısız görevler, önemli olarak anılan Bursalı Gazi Ahmed Muhtar Paşa yaşamı boyunca pek çok kitap yazdı…”

Gazi Muhtar Paşa, Işıklar’da okumuş. Harp Okulu öğrencilerinin yanı sıra şehzadelere öğretmenlik yapmış… Bosna ve Karadağ, Yemen gibi büyük isyanlarda görev almış… Yemen Valiliği, Nafia Nazırlığı, Girit Vali ve Komutanlığı,  4. Ordu Komutanlığı, Erzurum Valiliği gibi pek çok görevde bulunmuş… 1885’te Mısır’a Fevkalade Komiser sıfatıyla 46 yaşında gider. 23 yıl sonra 1908’de İstanbul’a döner. 3 Haziran 1909’da Avrupa’ya Fevkalade Elçi olarak gönderilir. 70 yaşına geldiğinden aynı yıl emekli olur. 1911 -1912 arası Ayan Meclis üyesi, reis vekili, reis gibi görevlerde bulunur. 21 Temmuz 1912’de sadrazamlığa tayin edilir. Balkan ve Trablusgarp savaşı ve yenilgiler sonrasında Ekim 1912’de istifa eder.

Miladi takvimi savunur. 30 Mart 1863’te birkaç arkadaşıyla birlikte Türkiye’nin ilk eğitim sivil toplum kuruluşu olan Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye”yi kurar. Bu kuruluş günümüzde Darüşşafaka adıyla hâlâ ayaktadır. 21 Ocak 1919’da İstanbul’da vefat eder.

 

YEŞİL TÜRBE’DEN BABA SULTAN’A

Keza Ekrem Hayri Peker, okuru “Bursa’dan Kırım Tahtına Yolculuk”a çıkartıyor:

“Ulucami inşaatında çalışanların ekmeklerini Somuncu Baba yapar; ekmeğin yanına ayranı ise Doğlu Baba. Geyikli Baba, Orhan Bey’in ısrarı üzerine Işıklar’dan ötesini ‘Buraları dervişlerin avlusu olsun’ der. Uludağ yamaçlarına kurduğu tekkenin etrafında oluşan köye Babasultan adı verilir. Önce şehir Hisar’dan dışarı taşar. Orhan Bey, Gökdere’nin yatağını değiştirir ve şehir büyümeye başlar…”

Kayhan Kirişçi Kızı Sokağı’nda şimdi İHH’nın bulunduğu bina aslında Kirişçi Kızı Camisiydi. Yer sahiplerinin oğlu icralık olunca ev el değiştirdi. İmkansız denilen şeyi başardılar. Kayıtlarda cami olarak geçen ve bina yapılamaz denilen yere dört katlı bir bina yapıldı… İşte o bina yapılırken rahmetli babam zeminden çıkan taş ve çakılları göstererek “Buraları bir zamanlar dereymiş, dere yatağıymış” demişti…

Ekrem Hayri Peker, Yeşil Türbe’den başlayıp Emur Timur’a dek uzanan geniş bir yelpazede okuru tarihte bir yolculuğa çıkartıyor…

 

KORE GAZİSİNİN ANILARI

Tarih Öğretmeni Ömer Faruk Dinçel tarafından gerçekleştirilen sözlü tarih çalışması “Bir Kore Gazisinin Anıları” ise çok önemli… Orhaneli’nin Fadıl köyünden 88 yaşındaki Kore Gazisi Mehmet Aykalaycı’nın anlatısı çok net, paylaştığı bilgiler arşiv belgesi niteliğinde.

Dinçel diyor ki:

“Zaman zaman gündeme gelip tartışılan, zaman zaman da toplum olarak unutmaya yüz tuttuğumuz yıl dönümlerinde belki hatırladığımız Kore Savaşı’ndan ve o savaşa katılıp sayıları yok denecek kadar azalmış olan Kore gazilerimizden biri olan Mehmet Aykalaycı’dan dinlediklerimi aktaracağım. Biz sorduk, o da dilinin döndüğünce bize cevap vermeye çalıştı…”

Gazi Aykalaycı, Kore anılarını sanki dün yaşamış gibi o kadar ayrıntılı ve net bir şekilde anlatıyor ki!..

Aykalaycı’nın, Dinçel’in “Kore’den Türkiye’ye dönüşünüz nasıl oldu?” sorusuna verdiği yanıt içimi sızlattı:

“Dönüşte bin kişiyi oturttular. Orada hoparlörle  ‘Amerikan şayak ve pantolonlarınızı, gocuklarınızı arkadaşlarınıza verin, götürmeyin’ dendi. Yoklama yaptılar. Askerlerin üstleri başları arandı. Yoklama sırasında Amerikan subayı geldi, açılan bir bavuldan silah ve iki kutu mermi çıktı. ‘Bavul kimin?’ dedi. Sahibini çağırdılar…”

Söyleşide, silahın sahibi üsteğmenin inzibatlar tarafından tutuklanıp götürüldüğü, daha sonra bin kişinin gemiye binip 26 günde Türkiye’ye geldikleri de yer alıyor…

 

RESSAM ŞEFİK BURSALI,

Ve Ressam Şefik Bursalı… Hayattayken tanıştığım, konuşabildiğim için kendimi şanslı saydığım büyük ressam… Asuman Kurt Öge araştırmasının girişinde şöyle diyor:

“Bu şehrin önemli değerlerinden biri de Şefik Bursalı. Lise çağlarından güzel sanatlar akademisine girmeye karar vererek İstanbul’a gitti. Yaz tatillerinde Bursa’ya gelerek doğduğu şehrin resimlerini yaptı. Çok önemli hocalardan eğitim aldı ve akademiyi birincilikle bitirdi. Avrupa konkurunu kazandı. Atatürk’ün isteği ile Sovyetler Birliği ve pek çok Avrupa ülkesinde sergiler açtı. Öğrencisi olduğu okulda tam 30 sene öğretim üyesi olarak çalıştı…”

Öge; Şefik Bursalı’nın, işgal altındaki Bursa’dan çıkıp İstanbul’a gidebilmek için gerekli izin belgesini, Yunan Yüzbaşı’ya suluboya resim yapıp vererek aldığını da yazmış…

 

TİYATROCU, ŞAİR SELAMİ ÜNEY

Ve Uğur Ozan Özen’in kaleme aldığı “Bir Adam’ın Hayat Hikâyesi: Selami Üney”i okudum hüzünle… Arkadaşımız Özlem Üney’in, babası için anlattıklarını da…

Özen diyor ki:

“Tiyatrocu, şair, yazar ve en önemlisi de ‘insan’ Selami Üney… Hayatını önce tiyatroya, sonra şiire adamıştı. Çocukluğunda başlayan tiyatro tutkusu ölene kadar devam etti. 47 yıllık ömründe tiyatroyu bir başka sevmişti. Vefatının otuzuncu yılında kendisini saygıyla anıyoruz…”

Şehrengiz’in Bursa’ya vefasıdır Selami Üney ve içeriğindeki tüm yazı, araştırma ve söyleşiler…  

Y. Kenan Yetişen ise ilginç bir yazı yazmış; “Halk Oyunu Kıyafetinin Düşündürdükleri”… Ve yine Kenan Yetişen ile Asuman Kurt Öge Bursa Kılıç-Kalkan Halk Oyunu ve Ustaların 10 Yılı başlıklı konulu bir söyleşi gerçekleştirmiş…

Onuralp Özalp’ın kaleme aldığı “15 Temmuz Demokrasi Zaferi’nin Sembolü: Şehitler Anıtı” başlıklı çalışmasında kültürümüzdeki anıt ve kitabe geleneğine değinerek günümüze atıfta bulunuyor…

Şehrengiz’in yayın yönetmeni Asuman Kurt Öge, görsel yönetmen Ali Şahin ve tüm emek verenlerin yüreklerine, akıllarına sağlık…

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR