KÖŞE YAZARLARI

Adaletin bu mu dünya?

Kim ne derse desin, adalet talebi toplumda karşılık bulmuştur.

Milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı her gün yeni bir adaletsizlikle tanışmaktadır.

Dün sabah, sol düşüncenin Bursa’daki önder isimlerinden Hasan Hayırlı ile birlikte, CHP İl Yönetim Kurulu Üyesi Neşe Özçelik’in kahve içimlik konuğu olduk.

Özçelik’in, Çorum’da yaşayan ağabeyinin ailesi de misafir olarak masadaydı.

Neşe Özçelik’in Ankara Hukuk Fakültesi’ni başarıyla bitiren yeğeni, hakimlik savcılık sınavına girdiğini, yazılı sınavda başarılı olmasına karşın kendisiyle sadece bir dakika süren mülakat yapıldığını ve sonuçta elendiğini anlattı.

Pırıl pırıl bir ailenin kızını; başarısına, yeteneğine, niteliğine bakmadan elediler!

****

Böyle yüzlerce, binlerce örnek yaşanıyor bu ülkede…

Doğrusu biz gazeteciler bu tür olayları artık kanıksadık, adaletsizliği sıradan bir hak ihlali olarak bile görmemeye başladık.

****

İşte bundan ötürü CHP’nin Adalet Kurultayı sonuç bildirisindeki vurgu çok önemliydi:

“Devlette liyakat sistemi çökmüştür. Liyakat yerine sadakat, layık olan yerine sadık olan tercih edilmektedir. Kayırmacılık ve yolsuzluk, yerleşik usul haline gelmiştir. Devlet kapıları ve imkânları yetenekli ve başarılı olanlara kapalı, arkası güçlü, sırtı kalın olanlara ise açıktır. Yükselmenin yolu başarıdan değil rüşvet ve torpil düzeninden geçmektedir. Devlet parti devletine dönüşmüş, kuvvetler ayrılığı yok edilmiş, fiilen tek adam rejimi tesis edilmiştir.”

*****

CHP’nin sonuç bildirgesinde, bir yandan ülkede yaşanan sorunlar partinin bakış açısıyla değerlendirilirken, öte yandan çözüm önerileri de sıralanmış…

Bu bildirgenin alt başlıkları şöyle:

  1. Mahkemede adalet yoktur.
  2. Devlette adalet yoktur.
  3. Seçimde adalet yoktur.
  4. Geçimde adalet yoktur.
  5. İnançta adalet yoktur.

Bu konudaki saptamayı aktarmak isterim:

Ülkede totaliter tek adam rejimi kurulmuştur. Siyasal olarak tüm yetkileri tek elde toplayan rejim, şimdi kültürel egemenliği de ele geçirme peşindedir. Bu rejim bireyin nasıl düşüneceğini, nasıl yaşayacağını, ne giyeceğini, ne konuşacağını, neye inanacağını tek merkezden belirleme çabasındadır. Bu amaçla yaşam tarzına ve inançlara müdahaleci, tek tipçi uygulamalar yerleşmektedir.”

  1. Eğitimde adalet yoktur.
  2. Yaşamda adalet yoktur.
  3. Medyada adalet yoktur.

Bu başlıktaki saptamaları da paylaşmak isterim:

Medya ağır bir baskı altındadır. Fiili bir sansür söz konusudur. Gazeteciler tutuklanmakta, gazetecilik yargılanmaktadır. Dürüst ve objektif gazetecilik ateşten gömlek giymeye dönmüştür. Devlet kaynaklarından beslenen havuz medyası eliyle operasyonel medya yaratılmıştır. Muhalefet operasyonel medya eliyle hizaya sokulmak istenmektedir.

*****

Kurultayın bildirgesinin sonunda, bu hareketin farklılıklar üzerinden değil ortak noktalar üzerinden tarif edilen bir hareket olduğuna dikkat çekilerek şu çağrı yapıldı:

“Ortak noktalar demokrasi, adalet ve huzur talebidir. Bu talepleri olan herkese yer vardır. Kayıtsız kalma. Seyirci olma, bir tuğla da sen koy!”

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR