KÖŞE YAZARLARI

Şerif Mardin’i bilmeyen sarışın kadın!

 

Yıl 2007…

Başbakanlık Basın Müşavirliği görevinden istifa ederek, Ankara’dan kesin dönüş yaptığım dönem…

Gıyasettin Bingöl’ün sahipliğini yaptığı, Hayrettin Çakmak’ın başyazar olduğu Demokrat Bakış dergisini çıkarıyorum.

22 Temmuz 2007 milletvekili seçimleri gelip çatıyor.

AK Parti’de aday adayları da ortalıkta cirit atıyor.

Dönemin İl Başkanı Hayrettin Çakmak, zaman zaman Namazgah’taki evinden çıkıyor, Nalbantoğlu’ndaki derginin bürosuna uğruyor, 140 kiloluk sekreterim Ayla’nın (Gencer) kahvesini içtikten sonra İl Başkanlığı’na gidiyor.

****

Bunu haber alan sarışın, mavi gözlü asortik bir kadın kapımı çalıyor…

“Ben” diyor, “Milletvekili adayıyım, sizden destek istiyorum. Hayrettin Çakmak’la olan yakınlığınızı biliyorum.”

****

Tam o sırada Türkiye’de, Şerif Mardin’in ortaya attığı “Mahalle baskısı” kavramı tartışılıyor.

Kadına, “Son derece modern bir duruşunuz var. Partide sizi rahatsız etmiyorlar mı? Yabancı gözle bakmıyorlar mı? Mahalle baskısına uğramıyor musunuz?” diye soruyorum.

“Hayır” diyor, “Hiçbir ayrım yapılmıyor bana…”

Bu kez ben, “Şerif Mardin’i biliyor musunuz?” diyerek, konuyu bilimsel alana taşımak istiyorum.

Milletvekili adayı sarışın kadın, “Hayır, tanımıyorum. Bizim İl Yönetimi’nden mi?” diye soruyor; kopuyorum, gülmemek için kendimi zor tutuyorum ve konuyu değiştirerek kadını yolcu ediyorum…

****

Türk siyasetinin ana maddesinin cehalet ve hadsizlik olduğunu biliyorum.

Ne yazık ki, Şerif Mardin’i okumayan, onun ismini bile bilmeyen birinin milletvekili olmaya kalkışmasına şaşırmaya devam ediyorum.

****

POPÜLİZM TARTIŞMALARINA ŞERİF MARDİN TARİHİNDEN GÖNDERME!

Önceki gün yaşamını yitiren Şerif Mardin, Türk sosyolojisinin Niyazi Berkes, Behice Boran, Mübeccel Kıray gibi en önemli isimlerindendir.

Altını çizeyim ki, Türk Modernleşmesi kitabı bütün siyasetçilerin, sosyal bilimcilerin başucu yapıtı olmalıdır.

Bakın, 1955 yılında, neler yazmış Şerif Mardin?

“(İspanyol düşünür) Ortega Y. Gasset, en ünlü kitaplarının birinde zamanımızdaki demokrasi bunalımını ve totaliterliğin kaynağını doğrudan doğruya büyük insan kitlelerinin modern dünyada etkili bir unsur haline gelmelerine bağlamıştır.

Öyle ki, ‘küçük adam’a hitap eden veya herhangi bir kisve altında tarih çarkını harekete geçirmekte kitleye büyük bir pay ayırmış olan kuramlar, en aşağı yüz yıldan bu yana düşünce piyasasına yeterli düzeyde sunulmuştur.”

****

Şerif Mardin, Ortega’nın özgün düşüncesinin kitle egemenliğinin, bir sınıfa mensubiyetten çok Batı’nın endüstri merkezlerinde insan yoğunluğunun artmış olmasına bağladığını yazıyor.

Ve sonra şunları ifade ediyor:

“… Modern yaşamın en belirgin yanı birçok insanın yan yana yaşamaya zorunlu tutulmasıdır. İzdiham sözcüğü artık her gün karşılaştığımız ve normal olduğunu düşündüğümüz bir durumu tanımlamaktadır. Sokakta, plajda, lokantalarda ve sinemalarda dirsek dirseğe oturmaya, eğlenmeye, yemek yemeye kendimizi alıştırmak zorundayız. Sanayi merkezleri, insanın yaşadığı alanı ve insanlara verilen olanakları daraltmıştır. Sardalya kutusu misali odalarda yaşayan, ancak bütün büyük kurumların gayrişahsi emirlerine tabi olan insan, bu gibi durumda yavaş yavaş birey bilincini kaybedip kendini kitlenin bir eklentisi olarak hissetmeye başlamaktadır. Böyle bir durumun demokratik sistemin selametle yürütülmesine uygun olmayacağı bir gerçektir.”

****

Şerif Mardin, modern yaşamın yabancılaştırdığı insanın kişiliğini kaybedip, kitlenin bir eklentisi haline gelmesinin totaliter rejimlerin kitle tabanını oluşturduğunu vurgulayarak, şu analizi yapıyor:

Sosyal psikoloji araştırmalarından çıkan sonuç açıktır; insanlar modern toplumda bağlanacakları, bir yakınlık hissedebilecekleri merciler bulamadıkları için ümitsizliklerinden dolayı kendilerini totaliterlik hokkabazlarının sembol oyununa kaptırıyorlar.”

(Şerif Mardin, Türk Modernleşmesi, İletişim Yayınları, 303, 304,305. Eski sözcüklerin bazılarını kullanılan sözcüklerle değiştirdim.)

****

Bugünlerde popülizm, otoriterlik, kitlelerin cehaleti kavramları tartışılırken, Şerif Mardin okunmadan söylenenler eksik kalır!

Türkiye, büyük bir sosyal bilimciyi kaybetti.

Işıklar içinde uyusun, Allah rahmet etsin!

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR