KÖŞE YAZARLARI

Arife günü çarpıcı iki ders…

Arife günü çarpıcı iki gelişme vardı.

Her ikisi de ders niteliğindeydi.

Biri…

10 gün önce beyin kanaması geçirip Bursa Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 72 yaşındaki Hatice Alagöz’ün son isteğiydi.

Orhangazi’de yaşayan Hatice Alagöz, çocuklarıyla sohbet ederken, ölümü halinde organlarının bağışlanmasını istemiş.

Son nefesini verdiğinde çocukları, annelerinin bu isteğini Arife günü yerine getiriyorlar.

Hatice annenin çocukları, Kurban bayramına annelerini kaybederek girmiş olmalarına rağmen ders niteliğindeki bu vasiyeti yerine getirdikleri için mutlu olduklarını söylüyorlar.

Hatice Alagöz, organ bağışıyla insanların öldüğünde bile hayra girebileceğini hem de Kurban bayramı gibi kutsal bir süreçte göstermiş oldu.

Gönül isterdi ki çok daha uzun yaşasın.

Ecel, Hatice Alagöz’ü 72 yaşında yakalıyor.

Ama o bu dünyadan göçerken, geride kalanlara ders vermeyi ihmal etmiyor.

Ruhu ebediyete kavuşurken, organlarıyla bir gün yaşam savaşı veren birçok insana faydalı olacağını bildiği için eminim ki gittiği yerde huzur içindedir.

 İkincisi ise İstanbul’dan.

Bir işadamı, kurban kesmek yerine bir semt pazarındaki bütün sebze ve meyveleri satın alıyor.

Sonra…

O semt pazarını kullanan mahallelilere ücret aldırmadan tezgâhlardaki ürünlerin dağıtımını yaptırıyor.

Esnaf da şaşkın…

Mahalleli de…

Kurban kesmek mi yoksa böyle bir hayır işi yapmak mı?

Açıkçası, işadamını kutlamak gerekiyor.

Bu girişimiyle gelecek bayramlar için yeni bir yol oluşturmuş oldu.

Elbette kurban kesmek de önemlidir lakin böyle bir bağış yapmak da en az kurban kesmek kadar önemli olsa gerek.

Kaldı ki…

Hem Kurban bayramı öncesi tezgâhındaki malını satma derdinde olan esnafa hem de o pazardan alışveriş yapan mahalle halkına yaptığı sürprizle deyim yerindeyse bir taşla iki kuş vuruyor.

Hem esnafı bayram üstü mal satma derdinden kurtarıyor hem de mahalle sakinlerini hoş bir sürprizle mutlu ediyor.

 

GÖZLER SALMAN’IN ÜSTÜNDE…

Her bayram merak edilen konuların başında elbette siyasi partiler açısından kalabalık olup olmadığı; kimlerin gelip, kimlerin gelmediğidir.

Esasında genel ve yerel seçimlere dönük gelişmelere çok da etkisi olmayan bu konular, daha çok parti içi meselelerde öne çıkan bir durum olsa da…

Yine de merak uyandırır.

Biraz da gazetecilerin olaya bakışıyla şekillendiği için böyle bir beklenti oluşur.

Bayram öncesi İl Başkanı Cemalettin Torun’la yolları ayırıp Ayhan Salman’ı il başkanlığına atayan Ak Parti’de gözler daha çok yeni başkanın üzerinde olacak.

Başbakan Yardımcısı, Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu’nun kabinede yer alması gibi Ayhan Salman’ı da kimse il başkanlığı koltuğunda beklemiyordu.

Malum, böyle durumlarda bayramlaşmalar ya çok kalabalık olur meraktan ya da beklentiden uzak gelişme olarak görüldüğü için katılım düşer, ilgisizlik artar.

Bakalım bugün gerçekleşecek bayramlaşmada nasıl bir görüntü ortaya çıkacak?

Gelenler mi çok olacak, gelmeyenler mi?

 

GELMELİ Mİ GELMEMELİ Mİ?

Spor sayfalarında Bursaspor’dan önce Trabzonspor’a giden ardından “Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkânıdır” misali Bursaspor’a dönen, bir sezonluk maceranın ardından yeni bir transferle Fenerbahçe’nin yolunu tutan Volkan Şen’in yeniden Bursa’ya dönmesi söz konusuymuş.

Lakin, taraftar artık Volkan Şen’i istemiyor.

Haklılar mı?

Esasında haklılar.

Ancak, futbol artık sadece bir sevda işi değil, başarı gelmediği zaman tribünlerde saç baş yolmak kadar, kulübün ekonomik açısından zayıflaması da söz konusu oluyor.

Ayrıca…

Volkan Şen’in geliş gidişlerinde Bursaspor para kazanabiliyorsa, yeniden gelip gitmesini çok umursamamak lazım.

Bursaspor, Volkan Şen’e üçüncü bir şans verecekse eğer bir yöntem değişikliğine gidebilir.

Şen’e, Bursaspor’da en düşük ücreti alan oyuncunun aldığı ücreti önerebilirler.

Küllerinden üçüncü kez doğsun, bir sonraki sezon gideceği kulüpten kazansın kazanacağını…

Hiç kimseye bu kadar şans verilmez çünkü…

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR