KÖŞE YAZARLARI

Daha fazlası için uçmak…

İstanbul’un gölgesindeki Bursa’nın turizm pastasından istediğini alabilmesi ancak alternatif yaratılarak olabilir.

Deniz ulaşımıyla İstanbul 75 dakika.

Kara ulaşımı İstanbul’un merkezine olmasa da paraya kıyıp Körfez Köprüsü’nden geçenler için 1,5 saat…

Tabii…

Yok, bir saat diyenler çıkacaktır ama saatte 120 kilometrenin üstünde gidilmediği sürece Bursa’dan İstanbul’a bir saatte gitmenin imkânsız olduğunu onlar da anlayacaktır.

Böyle bir konumda Bursa’nın turizmden istediğini alması, gelen turistin uzun süreli kalması ancak farklı bir şeylerin sunumuyla mümkün olabilir.

Uludağ bu açıdan önemli.

Kış turizminin yeni merkezleri olmaya başlasa da İstanbul’a yakınlık, Uludağ nedeniyle kışın Bursa’ya kazanç yazıyor.

Sanayinin…

Tarımın…

Üniversitenin iyi konumlandığı Bursa’da turizm pastasını büyütecek hamlelerden birisi de fuarcılık.

Dün…

BUTTİM Fuar Merkezi’nde açılan ve bugün kapanacak olan bebe giyim fuarı turizm açısından Bursa için iyi bir kazanç kapısı…

Hem üreticiyi canlı tutuyor hem de şehre başka kentler ve ülkelerden iş adamları geliyor.

İki yönüyle fuarcılık Bursa’ya artılar katıyor.

Bu anlamda Bursa’nın öne çıkması gereken alanlardan birisi de kongre turizmi.

Ama istenen düzeyde değil.

Oysa eskisine göre çok sayıda beş yıldızı otele sahip.

Konferans salonları var.

Altyapı olarak ciddi imkânlar sunuyor, ancak burada Bursa için öne çıkan en önemli eksiklik uluslararası havaalanı…

Yenişehir Havaalanı uluslararası ama şehir içi uçuşlarda bile sıkıntılı…

Olmadı bir türlü!..

Nüfusu 3 milyona dayanmış Bursa’da yabancı yatırımlı veya ortaklı yüzlerce fabrika varken, şehrin hâlâ dünya ile uçuş birlikteliğine sahip olmaması gerçekten de düşündürücüdür.

 

İŞÇİDEN SONRA SANAYİCİYE DE SURİYELİ RAKİP…

 

BUTTİM Fuar Merkezi’nde ciddi organizasyonlar yapılıyor.

Farklı farklı alanlarda fuarlar düzenleniyor.

Üç gündür kapılarını açık tutan bebe fuarı da bunlardan biri…

Bursa’nın bebe giyiminde dünya çapında bir markaya dönüştüğü düşünülürse böyle bir fuarın düzenlenmiş olması elbette ki önemli.

Fuarı gezdiğinizde sektörün geldiği noktayı daha iyi gözlemliyorsunuz.

Tabii…

Göz alıcı bir noktaya gelen bebe sektörünün sorunları da var.

O sorunlardan birisi emeği ile çalışanlarda olduğu gibi sanayici için de Suriyeliler.

Artık kendi atölyelerini kurup çalışıyorlar.

Yani, kayıt dışı bir rekabet ortamı yaratmışlar.

Bebe giyimciler bu durumun kendilerini rahatsız ettiğini dile getiriyorlar.

Tekstilin içindeki önemli sektörlerden birisi olan bebe giyimcilerin şikâyeti akla ister istemez şu sözü getiriyor.

“Sap döner keser döner, hesap bir gün tersine döner.”

Devletin, mülteci sorununa bulduğu kayıt dışı istihdamı sektör kârlı bulmuştu!

Ancak bugün o kârlılık kendi rekabetini yaratmış.

Suriyeliler ucuz işçilikten patronluğa geçiş yaparak, bebecilere de sektörün diğer ayaklarını oluşturan kesimlere de rakip olmuş durumdalar.

Kendi ekonomilerini yaratıp, yerlinin içinde mülteci bir ekonomi oluşturmuşlar.

 

PAŞALAR…

 

Mustafakemalpaşa’nın kendi yağıyla kavrulan eski köylerinden birisi Paşalar…

Geçimleri iyi…

Bu sorunsuz oldukları anlamına gelmiyor.

BUSKİ kapılarında bir cellat gibi duruyor.

Kendi buldukları kaynaktan köylerine su getiren Paşalarlılar, BUSKİ’nin gelip su saati takmasını istemiyorlar.

Bir sorunları da şu.

Bölgeden doğal gaz boru hattı geçiyor.

Paşalar’ın tarlaları da hat güzergâhı içinde…

Boru hattının şu haliyle verimli arazilerden geçtiğini oysa tarıma elverişsiz alanlar olduğunu, bu alanların kullanılmasının daha doğru olacağını ifade ediyorlar.

İşler Ankara’dan yürütülünce böyle oluyor işte!..

Verimli arazi verimsiz gözüküyor, verimsiz arazi öylece atıl duruyor!..

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR