KÖŞE YAZARLARI

Eski başkanın isyanı!

Çok uğraştı.

Mücadele etti.

Kamuoyunun gündeminde tuttu ama sonuç değişmedi.

2014 yerel seçimleriyle birlikte Büyükşehir Yasası gereği İnegöl Yenice Belediyesi’nin kapısına da kilit vuruldu.

15 bin nüfusa sahip…

Organize sanayi bölgesi bulunan Yenice, İnegöl’ün bir mahallesi oldu.

Yasa ile Büyükşehir Belediyesi’nin 7 merkez ilçesine Bursa’nın bütün ilçeleri dâhil oldu.

Beldeler ve köyler mahalleye dönüştü.

Bu yasanın çok da yerine oturduğu söylenemez.

Özellikle köylerde yaşayanlar su parasından ulaşıma, emlak vergisinden inşaat yapımına kadar birçok sorunla karşı karşıya geldiler, gelecekler!

2019 yılıyla birlikte bugün yaşadıkları sorunları daha derinlemesine yaşayacak gibi duruyorlar.

Bu konunun yeniden gündeme gelmesine neden olan ise Hasan Aksu

Önceki gün facebook hesabından bir fotoğraf paylaşmış.

Yenice Belediyesi’nin son başkanı olarak, yaşadığı üzüntüyü bu fotoğrafla dile getirmiş.

Fotoğrafta kendi döneminde belediye başkanlığı olarak kullanılan bina var.

Bina şu an İnegöl Belediyesi Yeniceköy Hizmet Binası olarak kullanılıyor.

Aksu’nun fotoğrafını çekip paylaştığı fotoğrafa dikkatlice bakıldığında önünde köpeklerin yattığı görülüyor.

Bu duruma tepkili Aksu.

Bunu da paylaştığı fotoğrafa şu yorumu yaparak gösteriyor:

“15000 nüfuslu, organize sanayi bölgesi olan; belediyesi kapanan Yenice’nin belediye binası önünde köpekler yatıyor.

Kapandığı akşam havai fişek atanlar kına yaksın!..”

Büyükşehir Yasası’na sadece belde belediyeleri kapanan başkanlar değil, köylü de mahalleye dönüşen belde sakinleri de benzer tepkiler gönderiyor.

Örneğin…

Büyükşehir Yasası çıkmadan önce büyükşehir belediye başkanlarıyla görüşmek mümkündü.

Şimdi…

Bakanlara ulaşmak, büyükşehir belediye başkanlarına ulaşmaktan kolay oldu!

İlçe belediye başkanları bile arzu ettikleri an büyükşehir belediye başkanlarına ulaşamıyorlar.

 

YOĞURDU NASIL YAPALIM?

 

Herkes bir ağızdan “Kapıdan süt almayın!” diyor.

Bazı uzmanlar çıkıyor, “Doğal olan besinler tüketin!” önerisinde bulunuyorlar.

Örneğin…

“Yoğurdu kendiniz yapın!” diyorlar.

Pastörize sütle yapılan yoğurt sakız gibi oluyor.

Uzadıkça uzuyor.

Uzmanlar ya çıkıp “Yoğurdu kendiniz yapmayın!” diyecekler, ya da buna bir çözüm üretecekler.

Zira…

Çiğ süt dışında pek alternatif kalmıyor.

Çiğ süte de yeniden yasak geldi.

Çiğ süt satanların mini bir süthane kurması gerekiyor, aksi halde sütlerini satma şansına sahip olamayacaklar.

Sütçülere verecekler.

Sütçüler de yüzlerce süt üreticisinden topladıkları sütleri götürüp büyük firmalara satacaklar.

Bu toplama esnasında birçok üreticiden alınan süt doğal olarak birbirine karışmış olacak.

Sütte olası bir üremenin önüne geçmek isterken, yüzlerce ahırdan alınan sütlerin aynı tanklarda toplanıp süthanelere satılması çiğ sütü doğrudan tüketiciye satmak kadar tehlike yaratmıyor mu?

Neticede süt alan tüketici bunu kaynatıyor.

Çiğ çiğ içen yoktur herhalde!..

Yani…

Ortada bir çelişki var.

Bunu şu ana kadar devlet çözebilmiş değil.

Soru şu:

Her şeyin doğalını tavsiye eden uzmanlar “Yoğurdu kendiniz yapın!” demeye devam edecek mi?

Edecekseler, bu nasıl yapılacak?

 

TAŞERON MESELESİ…

 

Kamuda çalışan taşeronlar, KHK ile taşeron firmadan çalıştıkları kurumların kuracağı firmalara geçecekler.

Yani…

Düşündükleri gibi iş garantisine yine sahip değiller!

Kaldı ki…

Bu işlerini de kaybetme riski taşıyorlar.

Çünkü hâlihazırda taşeron olarak kamuda çalışanların annesine, babasına, kardeşlerine kadar güvenlik soruşturması yapılıyor.

Bu insanlar zaten kamuda çalışıyorlar.

O binalara her gün girip çıkıyor.

Bugüne kadar çalıştıkları yerlerde sorun yaşamamışlar ise yedi sülalesine kadar güvenlik araştırmasına tabi tutulmasını anlamlandırmak çok zor olmasa gerek.

Gelen haberlere bakılırsa kamudaki taşeron işçiler eğer AK Parti dışında bir yere üye iseler partilerinden istifa etme yoluna başvuruyorlar!

Partileri mi iş mi?

Haliyle önce iş diyorlar.

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR